
Dışarıda, uzmanların tahminini doğrulayan karla karışık yağmur ve düşen ısı tam formunda. Hızla esen rüzgarın alüminyum direkler, ıstralya, çarmık telleri ve mandarlar vasıtasıyla yaptığı müziğe, teypte çalmakta olan Nathalie Cole ve Ray Charles’ın sesi eşlik ediyor. Ortalama 20 knot esen rüzgar sağnaklarda 45’lere ulaşıyor.
İki resistansı kırmızı ışık vererek içeriyi ısıtan elektrikli sobayla üzerindeki demlikteki çayı hazırlayan elektrik ocağı da biribirleriyle uyum içindeler. Pirinç çerçeveli termometre ısıyı 22 derece dolayında gösteriyor. İdeal ortam ısısı! Sağnakların etkisiyle tekne sancağa zaman zaman yalpalasa da kucağımda tuttuğum kağıda bunları yazmama asla engel değil. Hatta yukarıda özetlediklerim beni bu satırları yazmaya itiyor.
Bugün satın aldığım Yelken Dünyası dergisini okumayı henüz tamamladım. Az ileriden başlayarak, on milyondan fazla insan, bu şehri fazlasıyla hareketlendirmiş durumda. O çılgın kalabalığın hemen yanıbaşında, sınırında ama içinde değilim. Burada geçirebildiğim saatler benim için birer pırlanta değerinde. Tek taşımı nasıl yaptım?
Uzun yıllardan bu yana, yani denizcilik dünyasına girmeden bile her ay Yelken Dünyası dergisini alır olmuştum. İçindeyken, dışına çıkabilme ihtimalini fark ettiğim için, çekilmez şehir yaşamının, aylık düzenli bir eylemi haline gelmişti; Yelken Dünyası’nı satın almak ve tümünü büyük bir keyifle okumak, bitirmek ve sonraki sayısını beklemek. Bugün de yayımlanmakta olan diğer denizcilik dergileriyle karşılaştırıldığında farklı karakteriyle vazgeçilemeyecek bir çalışma Yelken Dünyası. Amatör, kollektif ruhu, belirli uzunlukta tutulmuş yazıları, verdiği bilgiler, onun ayrı bir tutku olmasını ve insanları denize çekmesini sağlıyor. Son yıllarda yayımlanmaya başlayan diğer dergilerimiz de ayrı birer zenginlik. Tümünün yeni denizcileri yüreklendirecek olması da ayrı mutluluk.
Teknemi aldığımda Yelken Dünyası yayımlanıyordu yalnızca. Burada olmamı sağlayan etkenlerden ilkiydi. O zamanlar henüz denizci olmadığım için gezi ve anı yazılarını daha dikkatli okurdum. Hepimizi onlar çekmedi mi? Sadun Boro’nun “Pupa Yelken” kitabı, Atasoy’ların “Uzaklar” belgeseli. Sağ olsunlar, var olsunlar. Tekne alıp amatör denizci olduktan sonra da okurluğum artarak sürdü. Ancak bu kez teknik bilgi ve deneyimler öne geçmeye başladı ister istemez.
Bugün satın aldığım Yelken Dünyası dergisini okumayı henüz tamamladım. Az ileriden başlayarak, on milyondan fazla insan, bu şehri fazlasıyla hareketlendirmiş durumda. O çılgın kalabalığın hemen yanıbaşında, sınırında ama içinde değilim. Burada geçirebildiğim saatler benim için birer pırlanta değerinde. Tek taşımı nasıl yaptım?
Uzun yıllardan bu yana, yani denizcilik dünyasına girmeden bile her ay Yelken Dünyası dergisini alır olmuştum. İçindeyken, dışına çıkabilme ihtimalini fark ettiğim için, çekilmez şehir yaşamının, aylık düzenli bir eylemi haline gelmişti; Yelken Dünyası’nı satın almak ve tümünü büyük bir keyifle okumak, bitirmek ve sonraki sayısını beklemek. Bugün de yayımlanmakta olan diğer denizcilik dergileriyle karşılaştırıldığında farklı karakteriyle vazgeçilemeyecek bir çalışma Yelken Dünyası. Amatör, kollektif ruhu, belirli uzunlukta tutulmuş yazıları, verdiği bilgiler, onun ayrı bir tutku olmasını ve insanları denize çekmesini sağlıyor. Son yıllarda yayımlanmaya başlayan diğer dergilerimiz de ayrı birer zenginlik. Tümünün yeni denizcileri yüreklendirecek olması da ayrı mutluluk.
Teknemi aldığımda Yelken Dünyası yayımlanıyordu yalnızca. Burada olmamı sağlayan etkenlerden ilkiydi. O zamanlar henüz denizci olmadığım için gezi ve anı yazılarını daha dikkatli okurdum. Hepimizi onlar çekmedi mi? Sadun Boro’nun “Pupa Yelken” kitabı, Atasoy’ların “Uzaklar” belgeseli. Sağ olsunlar, var olsunlar. Tekne alıp amatör denizci olduktan sonra da okurluğum artarak sürdü. Ancak bu kez teknik bilgi ve deneyimler öne geçmeye başladı ister istemez.
Yeni yaşama geçen diğer dergilere, gelişen teknoloji, internet ve oradaki haber grupları’nı ekledi. Üye olunan çok sayıdaki gruptan gelen mesajlar, artık her gün ayrı bir klasörde birikerek, soluk soluğa izleniyor. Diğer ilgi alanlarım nedeniyle üye olduğum ve kısa sürede düzeysiz mesajlar nedeniyle terk ettiğim grupların tersine, her günün sonunda iyi ki var dedirten bir olanak. On milyondan fazla insanın yaşanmaz duruma getirdiği halde yaşamak için her gün kendini paraladığı bu “dünya güzeli” kentin, adam gibi yalnızca iki marinası, toplamda birkaç bin teknesi olunca, bunların arasına girebilen biri olmak da beni ayrıca mutlu ediyor.
Bu güne gelmemi sağlayan diğer bir etken de elbette bu işin başlangıç eğitimini almak oldu. Önce bir “kültür” olarak tanımak istediğim yelkenciliğin eğitimine bir klüp çatısı altında katıldım. Sonra bir özel kuruluşun ağırlıklı pratik eğitimleriyle bu işe girme kararını kesin olarak verdim. Bu eğitimi aldığım dostlarım sağ olsunlar, ilk teknemi alma kararını vermemde hiç bıkmadan usanmadan destek vererek yol gösterdiler. Birkaç aylık bir araştırma sonrasında 6,5 m. Boyundaki yelkenli fiber gezi teknemi aldım.
Bu güne gelmemi sağlayan diğer bir etken de elbette bu işin başlangıç eğitimini almak oldu. Önce bir “kültür” olarak tanımak istediğim yelkenciliğin eğitimine bir klüp çatısı altında katıldım. Sonra bir özel kuruluşun ağırlıklı pratik eğitimleriyle bu işe girme kararını kesin olarak verdim. Bu eğitimi aldığım dostlarım sağ olsunlar, ilk teknemi alma kararını vermemde hiç bıkmadan usanmadan destek vererek yol gösterdiler. Birkaç aylık bir araştırma sonrasında 6,5 m. Boyundaki yelkenli fiber gezi teknemi aldım.
Dahası, onun önceki sahibinin marina’da bağlamış olduğu yeri de benimseyerek kiralamayı sürdürdüm. Sonuç olarak kentin en değerli koyunda, ….. m² de olsa kapalı alan (kamara) ve … m² balkonu (havuzluk) için ekonomik bir kira sayılır. Artık en azından oturup kitap ve dergilerimi okuyabileceğim, bir şeyler pişirip yiyebileceğim, dostlarımla birkaç kadeh içebileceğim, güneşlenebileceğim, yatıp uyuyabileceğim yüzen bir evim var artık. Hiç denize çıkmadığı halde marinadaki teknesinde uzun zaman geçiren “marina denizcileri”ni çok iyi anlıyorum.
Bununla bitmiyor elbet girdiğim dünya. Aynı eğilim ve düşüncede onlarca insan. Diğer tekne sahipleri, komşularım, dostlarım. Dergide veya internet haber gruplarında yazanlar. Herkes birbirine yardımcı, ilgili. Kimseden eli boş dönülmüyor. Her soruya bıkmadan, usanmadan yanıt arıyor, veriyorlar.
Yukarıdaki satırlardan, yalnızca “marina denizciliği”ni övdüğüm, önerdiğim sanılmasın. Bu kadarıyla bile denizcilik bunca kalabalık bir kentte bile yaşamayı dayanılabilir hale getiriyor. Peki bir de bağlı olduğunuz pontondan palamarları çözerek ayrılmak ve sonrası?
Bununla bitmiyor elbet girdiğim dünya. Aynı eğilim ve düşüncede onlarca insan. Diğer tekne sahipleri, komşularım, dostlarım. Dergide veya internet haber gruplarında yazanlar. Herkes birbirine yardımcı, ilgili. Kimseden eli boş dönülmüyor. Her soruya bıkmadan, usanmadan yanıt arıyor, veriyorlar.
Yukarıdaki satırlardan, yalnızca “marina denizciliği”ni övdüğüm, önerdiğim sanılmasın. Bu kadarıyla bile denizcilik bunca kalabalık bir kentte bile yaşamayı dayanılabilir hale getiriyor. Peki bir de bağlı olduğunuz pontondan palamarları çözerek ayrılmak ve sonrası?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder