4 Ekim 2007 Perşembe

Acaba Becerebilirmiyim?

Acaba becerebilirmiyim? Tekne edinmeden önce kendime ve çevremdekilere bu soruyu sordum. Acaba becerebilirmiyim? Üç yıl oldu, şimdilik becerdim ve hala tekneyi satmış değilim. Yine de zaman zaman durup nasıl becerdiğimi gözden geçiririm. Bu gözlemlerim, denizciliğe adım atmak niyetinde olanlar için yol gösterici olabilirler. Beceriden kastım bir taraftan teknenin teknik olarak bakım ve onarımları ile başa çıkabilmek, diğer yandan da denize çıkmak ve bir diğer limana ulaşmak veya çıkılan limana geri dönebilmek yeteneğiydi. Her ikisinin de herkes tarafından koşulsuz becerilebileceğini düşünmüyorum. Çevremde bunlardan birini veya her ikisini de beceremeyecek çok kişi var.

Bu soruyu bir kaç başlık altında yanıtlamaya çalışayım:

Kişi: Bugüne kadar pek çok şey yaptım tekneyle ilgili. Zaten tekneyle ilgili her zaman pek çok şey yapılıyor. Yapılmak zorunda. Her yaptığınızı dönemsel olarak yeniden yapmak, yeniden yapmak, yeniden yapmak zorundasınız. Kırılıyor, dökülüyor, bozuluyor, aşınıyor, eskiyor, niteliğini yitiriyor vs. Deniz, güneş, açıkhava hep bir şeyleri eskitiyor. Onun için bir şeylerle hep uğraşılmak zorunda.

Hayatınızda ilk defa karşılaşacağınız, sorduğunuz kimselerin hiç bilmediği sorunları tanımlamak ve gidermek gerekiyor. Bunu kim yapıyor? Siz veya usta veya ikiniz. Usta yapsa bile öncelikle siz bilmeli, görmeli, anlamalısınız. Hangi işin ustası kimdir, hangi konuda hangi usta en iyi sonuç verir?

Usta onca iş arasında size sınırlı zaman ayırıyor. Anlamamış, becerememiş, becerirken bir diğerini bozmuş olabilir, onlarca olasılık var. Denizde Usta ile gezemezsiniz… telefonla çözüm üretmek kolay olmayabilir, mümkün olmayabilir. Onun için sizin az çok, belki de çok becerikli olmanız gerekir.

İlgili olmalısınız. Okumalı, öğrenmeli, denemelisiniz. Tanımlama ve çözümleme yeteneğinizi geliştirmelisiniz. Araştırma bir alışkanlık haline gelmeli. Ülkemizde az sayıda kaynak var ama internet sağolsun olanakları artırıyor. Yabancı dil biliyorsanız daha da çok bilgiye erişebilirsiniz. Yurtdışında kaynak sayısı çok daha fazla.

Tekne edinmeden önce de vida sıkmayı, gevşetmeyi, çivi çakmayı, metal ve ahşap kesmeyi, zımpara yapmayı, boyamayı, cilalamayı, temizlik yapmayı bilirdim. Hepsini ve fazlasını tekneyle uğraşırken kullandım. Dahası tekne daha önce bilmediğim pek çok metodu gerekli kılıyor. Gövde malzemesi neyse, ona göre; inşa tekniğini, onarım tekniğini öğrenmelisiniz. Neresinden çatlar, neresinden patlar? Nasıl üretilmiştir? Nasıl yamanır? Nasıl boyanır?

Direk alüminyum. Alüminyum nasıl etkileşir, neresi korozyona uğrar? Nasıl izole edilir? Pek çok aksam paslanmaz çelik. Nasıl bir maddedir? Nasıl işlenir, nasıl parlatılır, nasıl delinir? Kaynağı nasıldır? Kaça malolur? Ustaya da yaptırsanız bilin, öğrenin. Sorun ortaya çıktığında, çok kişiden fikir alın, fiyat alın. Son kararı siz verin.

İlk yıllarda kara bakımlarını profesyonellere bıraktım ama sürekli okudum, sordum, izledim. Beklenmedik sorunlar çıkması olasılığına karşılık onlara güvendim. Zaten ilk yıl acemilikle o kadar geç kara bakımı yaptırdım ki kekamozları temizlemek için birilerine ihtiyacım olacaktı. Artık pek çok konuda kendime güveniyorum. Neyle karşılaştığımda nasıl davranacağımı aşağı yukarı kestirebiliyorum.

Teknenin yıllık olağan kara bakımı tekne sahibi tarafından yapılmalı. Eğer büyük bir tekneniz yoksa pek çok işi kendiniz halledebilirsiniz. Tekneniz büyükse veya sorun kapsamlıysa yardıma gerek olabilir. Zaten çevrenizde sizin gibi insanlar, komşularınız, diğer amatör denizciler olacaktır. Bu tip işler en güzel imece usulü halledilebilirler. Zaman ve emek gerektiren işler, sırasıyla her teknenin bakım zamanı geldiğinde ortaklaşa yapılabilirler. Tek başınıza bir teknenin üstesinden gelemeyebilirsiniz ama bir grup amatör denizci teknelerini sırasıyla birlikte ele alsalar üstesinden gelemeyecekleri iş olmaz.

Yıllık bakım temelde oldukça basit. Gövde yosun ve midyeden arındırılacak. Basınçlı su tabancası kullanmak kolaylık sağlayabilir. Kekamoz uzun zamanda olduysa, yalnızca suyla yıkanmaya direnecektir. Elle kazımak gerekebilir. Zımpara sonrası gövdenin kuruması beklenir. Daha önce sürülmüş zehirli boyanın markası bilinmiyor veya yer yer açılmalar olmuşsa astarlamak gerekir. Sonrasında en az iki kat zehirli boya sürmek kullanım koşullarına dayalı olarak bir yıl veya daha fazla idare edecektir. Motor dıştan takma ise servise gönderilir. Motordan anlayan biriyseniz veya bir dostunuz varsa bu da ayrı bir kolaylıktır. Karaya çekildiğinde fiber tekne gövdesi bildiğiniz oto ürünleri ile pasta cila yapılabilir. Varsa gövdedeki çatlak, kabarcık veya diğer jelkot sorunlarını da zamanla öğrenip kendiniz halledebilirsiniz veya bu iş için bir uzmandan yardım isteyebilirsiniz.

Üst taraftaki güverte, kaporta gibi fiber yapı yine aynı şekilde pasta, cila gerektirir. Paslanmaz donanım da çeşitli kimyasallarla temizlenip parlatılır. Güverte donanımları ve yelkenli ise arma temizlenip kontrol edilmelidir. Kırık, çatlak vb. kontrol edilip giderilmelidir. İpler niteliklerini yitirmişler, kirlenmiş, sertleşmiş, incelmiş ise yenilenmelidir. Jelkot hasarları hazır tamir kitleri ile halledilebilir. Bölgesel rötuşları oto boyasını fırçayla uygulayarak yapabilirsiniz.
Fırsat buldukça marinanın çekek yerine uğrar, tekneleri gezer, hangi teknenin sorunu nedir? Kim, nasıl onarıyor, bakım yapıyor? Gözlerim, sorarım.

Teknenin hemen pek çok donanımını, söktüm, temizledim, bakımını, onarımını yaptım veya yaptırdım. Tekneyi sıfır da alsanız ikinci el de alsanız her çeşit iş, sorun başınıza gelecek. Her şey elden geçecek, tanınacak, olası sorunlar gözlenecek, önlenecek. Denizde güvenlik olmazsa olmaz. Onun da ön koşulu, bakım, onarım ve bunların sürekliliği.

Aile: Eşiniz, çocuklarınız, anne babanız ve arkadaşlarınız da sizin gibi denizden hoşlanmalılar. Tersi durum sözkonusuysa hiç önerilmediği halde pek çok kişinin yaptığı gibi tek başınıza çıkarsınız denize. Denizi ve teknenizi çok seviyorsanız böyledir. Hatta yalnızlığı daha çok seviyorsanız ne güzel, bu duruma diyecek yok. Belki de iyi bir kaçış yolu olacak deniz ve tekneniz.

Yoksa kendinize hep birilerini arar durursunuz. Ben buna çözüm olarak internette kiralık ilanı yayımlıyorum. Sembolik bir ücretle, amatör heveslilere bir olanak da yaratmış oldum böylece. Siz de yapabilirsiniz. Eğitim de verebilirsiniz, kendinize güveniyorsanız. Belki ileride iyi bir marka haline gelip bu işten para bile kazanabilirsiniz. Ama şimdilik en azından maliyetleri düşüren, yeni dostlar edinmenize yardımcı olan basit bir yöntem bu.

Zaman: Yukarıda sözünü ettiklerimin olmazsa olmazı zaman! Zaman yoksa teknenizle gezip eğlenemez, ilgi gerektiren işlerle uğraşamazsınız. Marinada gezinirken aylardır, belki yıllardır el değmemiş tekneleri görüp üzülüyorum. 2007'de birkaç yıldır İstanbul'daki marinalarımızda bağlanmak için yer bulunmuyor, hem de marinada tekne barındırmak maliyetli bir iş. Eğer ilgilenilmeyecekse tekne satılmalı veya karada bir yerde saklanmalı. Hiç olmazsa böylece tekne almak ve değerlendirmek isteyenlere fırsat yaratılmış olur.

Para: Varlık da gelir de bu merak için önemli bir etken. Ne kadar? Sorusunun yanıtı net değil. Çok az bir bütçeyle milyon dolarlık maliyetin sağlayamayacağı zevki elde edebilir veya milyon doları harcayıp, hiç keyif almayabilirsiniz. Ben 6,5 m. Boyunda fiber yelkenli 15 bin dolarlık bir tekneyi İstanbul Kalamış Marina'da üç yıldır yılda ortalama 1800 dolar düzenli giderle elimde tutabiliyor ve kullanabiliyorum. Bunun içinde yıllık marina kirası, yılda bir kez karaya alma 3 gün karada durması ve denize indirilmesi, gövde zımpara ve boyasını kendim yaparsam, gerekli malzemesi dahil. Marina kirasına elektrik, su ve otopark ücretleri, güvenlik ve palamar hizmetleri dahil.

Hiç denize açılmasanız da İstanbul'un Kalamış gibi bir semtinde balkonlu bir kulübeniz var. Gece, gündüz, girip çıkıp, oturabilir, çay, kahve içebilir, mehtabı, güneşin batışını veya doğuşunu seyredebilir, konuklarınızı zevkle ağırlayabilirsiniz. Gece teknenizde uyuyabilirsiniz. Yalnızca otopark maliyeti bile marina kirasını amorti edecektir. Hemen her marina ve çekek yeri de benzer olanaklar sunuyor. Herhangi bir marinaya girmeniz arkanızda kalacak olan kalabalığı, trafiği, gürültü ve karmaşayı hemen unutturacaktır.