4 Ekim 2007 Perşembe

Acaba Becerebilirmiyim?

Acaba becerebilirmiyim? Tekne edinmeden önce kendime ve çevremdekilere bu soruyu sordum. Acaba becerebilirmiyim? Üç yıl oldu, şimdilik becerdim ve hala tekneyi satmış değilim. Yine de zaman zaman durup nasıl becerdiğimi gözden geçiririm. Bu gözlemlerim, denizciliğe adım atmak niyetinde olanlar için yol gösterici olabilirler. Beceriden kastım bir taraftan teknenin teknik olarak bakım ve onarımları ile başa çıkabilmek, diğer yandan da denize çıkmak ve bir diğer limana ulaşmak veya çıkılan limana geri dönebilmek yeteneğiydi. Her ikisinin de herkes tarafından koşulsuz becerilebileceğini düşünmüyorum. Çevremde bunlardan birini veya her ikisini de beceremeyecek çok kişi var.

Bu soruyu bir kaç başlık altında yanıtlamaya çalışayım:

Kişi: Bugüne kadar pek çok şey yaptım tekneyle ilgili. Zaten tekneyle ilgili her zaman pek çok şey yapılıyor. Yapılmak zorunda. Her yaptığınızı dönemsel olarak yeniden yapmak, yeniden yapmak, yeniden yapmak zorundasınız. Kırılıyor, dökülüyor, bozuluyor, aşınıyor, eskiyor, niteliğini yitiriyor vs. Deniz, güneş, açıkhava hep bir şeyleri eskitiyor. Onun için bir şeylerle hep uğraşılmak zorunda.

Hayatınızda ilk defa karşılaşacağınız, sorduğunuz kimselerin hiç bilmediği sorunları tanımlamak ve gidermek gerekiyor. Bunu kim yapıyor? Siz veya usta veya ikiniz. Usta yapsa bile öncelikle siz bilmeli, görmeli, anlamalısınız. Hangi işin ustası kimdir, hangi konuda hangi usta en iyi sonuç verir?

Usta onca iş arasında size sınırlı zaman ayırıyor. Anlamamış, becerememiş, becerirken bir diğerini bozmuş olabilir, onlarca olasılık var. Denizde Usta ile gezemezsiniz… telefonla çözüm üretmek kolay olmayabilir, mümkün olmayabilir. Onun için sizin az çok, belki de çok becerikli olmanız gerekir.

İlgili olmalısınız. Okumalı, öğrenmeli, denemelisiniz. Tanımlama ve çözümleme yeteneğinizi geliştirmelisiniz. Araştırma bir alışkanlık haline gelmeli. Ülkemizde az sayıda kaynak var ama internet sağolsun olanakları artırıyor. Yabancı dil biliyorsanız daha da çok bilgiye erişebilirsiniz. Yurtdışında kaynak sayısı çok daha fazla.

Tekne edinmeden önce de vida sıkmayı, gevşetmeyi, çivi çakmayı, metal ve ahşap kesmeyi, zımpara yapmayı, boyamayı, cilalamayı, temizlik yapmayı bilirdim. Hepsini ve fazlasını tekneyle uğraşırken kullandım. Dahası tekne daha önce bilmediğim pek çok metodu gerekli kılıyor. Gövde malzemesi neyse, ona göre; inşa tekniğini, onarım tekniğini öğrenmelisiniz. Neresinden çatlar, neresinden patlar? Nasıl üretilmiştir? Nasıl yamanır? Nasıl boyanır?

Direk alüminyum. Alüminyum nasıl etkileşir, neresi korozyona uğrar? Nasıl izole edilir? Pek çok aksam paslanmaz çelik. Nasıl bir maddedir? Nasıl işlenir, nasıl parlatılır, nasıl delinir? Kaynağı nasıldır? Kaça malolur? Ustaya da yaptırsanız bilin, öğrenin. Sorun ortaya çıktığında, çok kişiden fikir alın, fiyat alın. Son kararı siz verin.

İlk yıllarda kara bakımlarını profesyonellere bıraktım ama sürekli okudum, sordum, izledim. Beklenmedik sorunlar çıkması olasılığına karşılık onlara güvendim. Zaten ilk yıl acemilikle o kadar geç kara bakımı yaptırdım ki kekamozları temizlemek için birilerine ihtiyacım olacaktı. Artık pek çok konuda kendime güveniyorum. Neyle karşılaştığımda nasıl davranacağımı aşağı yukarı kestirebiliyorum.

Teknenin yıllık olağan kara bakımı tekne sahibi tarafından yapılmalı. Eğer büyük bir tekneniz yoksa pek çok işi kendiniz halledebilirsiniz. Tekneniz büyükse veya sorun kapsamlıysa yardıma gerek olabilir. Zaten çevrenizde sizin gibi insanlar, komşularınız, diğer amatör denizciler olacaktır. Bu tip işler en güzel imece usulü halledilebilirler. Zaman ve emek gerektiren işler, sırasıyla her teknenin bakım zamanı geldiğinde ortaklaşa yapılabilirler. Tek başınıza bir teknenin üstesinden gelemeyebilirsiniz ama bir grup amatör denizci teknelerini sırasıyla birlikte ele alsalar üstesinden gelemeyecekleri iş olmaz.

Yıllık bakım temelde oldukça basit. Gövde yosun ve midyeden arındırılacak. Basınçlı su tabancası kullanmak kolaylık sağlayabilir. Kekamoz uzun zamanda olduysa, yalnızca suyla yıkanmaya direnecektir. Elle kazımak gerekebilir. Zımpara sonrası gövdenin kuruması beklenir. Daha önce sürülmüş zehirli boyanın markası bilinmiyor veya yer yer açılmalar olmuşsa astarlamak gerekir. Sonrasında en az iki kat zehirli boya sürmek kullanım koşullarına dayalı olarak bir yıl veya daha fazla idare edecektir. Motor dıştan takma ise servise gönderilir. Motordan anlayan biriyseniz veya bir dostunuz varsa bu da ayrı bir kolaylıktır. Karaya çekildiğinde fiber tekne gövdesi bildiğiniz oto ürünleri ile pasta cila yapılabilir. Varsa gövdedeki çatlak, kabarcık veya diğer jelkot sorunlarını da zamanla öğrenip kendiniz halledebilirsiniz veya bu iş için bir uzmandan yardım isteyebilirsiniz.

Üst taraftaki güverte, kaporta gibi fiber yapı yine aynı şekilde pasta, cila gerektirir. Paslanmaz donanım da çeşitli kimyasallarla temizlenip parlatılır. Güverte donanımları ve yelkenli ise arma temizlenip kontrol edilmelidir. Kırık, çatlak vb. kontrol edilip giderilmelidir. İpler niteliklerini yitirmişler, kirlenmiş, sertleşmiş, incelmiş ise yenilenmelidir. Jelkot hasarları hazır tamir kitleri ile halledilebilir. Bölgesel rötuşları oto boyasını fırçayla uygulayarak yapabilirsiniz.
Fırsat buldukça marinanın çekek yerine uğrar, tekneleri gezer, hangi teknenin sorunu nedir? Kim, nasıl onarıyor, bakım yapıyor? Gözlerim, sorarım.

Teknenin hemen pek çok donanımını, söktüm, temizledim, bakımını, onarımını yaptım veya yaptırdım. Tekneyi sıfır da alsanız ikinci el de alsanız her çeşit iş, sorun başınıza gelecek. Her şey elden geçecek, tanınacak, olası sorunlar gözlenecek, önlenecek. Denizde güvenlik olmazsa olmaz. Onun da ön koşulu, bakım, onarım ve bunların sürekliliği.

Aile: Eşiniz, çocuklarınız, anne babanız ve arkadaşlarınız da sizin gibi denizden hoşlanmalılar. Tersi durum sözkonusuysa hiç önerilmediği halde pek çok kişinin yaptığı gibi tek başınıza çıkarsınız denize. Denizi ve teknenizi çok seviyorsanız böyledir. Hatta yalnızlığı daha çok seviyorsanız ne güzel, bu duruma diyecek yok. Belki de iyi bir kaçış yolu olacak deniz ve tekneniz.

Yoksa kendinize hep birilerini arar durursunuz. Ben buna çözüm olarak internette kiralık ilanı yayımlıyorum. Sembolik bir ücretle, amatör heveslilere bir olanak da yaratmış oldum böylece. Siz de yapabilirsiniz. Eğitim de verebilirsiniz, kendinize güveniyorsanız. Belki ileride iyi bir marka haline gelip bu işten para bile kazanabilirsiniz. Ama şimdilik en azından maliyetleri düşüren, yeni dostlar edinmenize yardımcı olan basit bir yöntem bu.

Zaman: Yukarıda sözünü ettiklerimin olmazsa olmazı zaman! Zaman yoksa teknenizle gezip eğlenemez, ilgi gerektiren işlerle uğraşamazsınız. Marinada gezinirken aylardır, belki yıllardır el değmemiş tekneleri görüp üzülüyorum. 2007'de birkaç yıldır İstanbul'daki marinalarımızda bağlanmak için yer bulunmuyor, hem de marinada tekne barındırmak maliyetli bir iş. Eğer ilgilenilmeyecekse tekne satılmalı veya karada bir yerde saklanmalı. Hiç olmazsa böylece tekne almak ve değerlendirmek isteyenlere fırsat yaratılmış olur.

Para: Varlık da gelir de bu merak için önemli bir etken. Ne kadar? Sorusunun yanıtı net değil. Çok az bir bütçeyle milyon dolarlık maliyetin sağlayamayacağı zevki elde edebilir veya milyon doları harcayıp, hiç keyif almayabilirsiniz. Ben 6,5 m. Boyunda fiber yelkenli 15 bin dolarlık bir tekneyi İstanbul Kalamış Marina'da üç yıldır yılda ortalama 1800 dolar düzenli giderle elimde tutabiliyor ve kullanabiliyorum. Bunun içinde yıllık marina kirası, yılda bir kez karaya alma 3 gün karada durması ve denize indirilmesi, gövde zımpara ve boyasını kendim yaparsam, gerekli malzemesi dahil. Marina kirasına elektrik, su ve otopark ücretleri, güvenlik ve palamar hizmetleri dahil.

Hiç denize açılmasanız da İstanbul'un Kalamış gibi bir semtinde balkonlu bir kulübeniz var. Gece, gündüz, girip çıkıp, oturabilir, çay, kahve içebilir, mehtabı, güneşin batışını veya doğuşunu seyredebilir, konuklarınızı zevkle ağırlayabilirsiniz. Gece teknenizde uyuyabilirsiniz. Yalnızca otopark maliyeti bile marina kirasını amorti edecektir. Hemen her marina ve çekek yeri de benzer olanaklar sunuyor. Herhangi bir marinaya girmeniz arkanızda kalacak olan kalabalığı, trafiği, gürültü ve karmaşayı hemen unutturacaktır.

21 Eylül 2007 Cuma

Teknede bulunması zorunlu veya yararlı olanlar, Tekne kiralama, Toplu geziler, Yıllık/Mevsimlik bakımlar

TEKNEDE BULUNMASI ZORUNLU VEYA YARARLI OLANLAR
Yıllık denetimler artık uygulamadan kalktığı için teknenizde bulunması gerekenler Özel Tekne Belgesi’nin arka sayfasında sıralanmış. Sahil Güvenlik denetler ve eksik bulursa gerekli yasal işlemleri yapacaktır. Böyle bir durum olmasa da denize çıkılırken zorunlu olanlar bir yana önerilenler de teknede olması gerekli unsurlardır. Hatta bununla da yetinmeyen titiz denizciler kendilerine yeni bir liste bile yapacaklardır. Teknede bulunması gerekli can simidi, yeleği, yangın söndürücü ve benzeri unsurların “Sertifikalı” olmasına dikkat edilmeli. Zaman içinde ömrünü dolduran fişek, maytap gibi unsurlar yenilenmeli, yangın söndürme tüpleri “sertifikalı” olarak yeniden doldurulmalı.

TEKNE KİRALAMA
Tekne sahibi olmak ve yıllık giderlerini üstlenmek kimileri için yüklü maliyetler oluşturabilir. Bunun yerine istendiğinde kiralama seçeneklerini değerlendirmek gerekli. Hatta küçük bir tekneniz varsa ve zaman zaman yetersiz kalıyorsa o gün, o hafta sonu veya hafta için tekne kiralamayı düşünebilirsiniz. Büyük bir teknenin giderlerini tüm yıl üstlenmek yerine belirli süre kiralamak daha ekonomik olabilir.

TOPLU GEZİLER
Yeni başlayanlar ve toplu gezi yapmak isteyen deneyimliler için düzenlenen ralli’ler çok iyi birer fırsat. Çeşitli tarihlerde, çeşitli rotalarda düzenlenen rallileri izlemek ve fırsat buldukça katılmayı ihmal etmemeli.

YILLIK/MEVSİMLİK BAKIMLAR
Teknenizin bakımını tümüyle kendiniz yapabilirsiniz. Acemilik dönemlerinde bir ustadan yardım alacaksanız işin öncesinde ve ortaya çıkacak ek işler sonrasında iyi pazarlık etmelisiniz. En temel bakım genelde yılda bir kez karaya çekerek iki üç gün içinde su hattı altındaki yosun ve kabuk kirliliğini gidermek, yeni birkaç kat koruyucu boya sürmek. Nasıl yapılacağını ürünü uygulayanlardan, satanlardan veya üretenlerden öğrenebilirsiniz. Fiyatları farklı olabiliyor, araştırın ve karşılaştırın. Makinenizin yıllık bakımını yapmak veya yaptırmak yine bilginize kalmış. Yetkili veya özel servislere başvurmak da öyle. Bir ustaya bile iş yaptırılsa yapılan işi, erişilmek istenen amacı iyi bilmek, yapılan işi iyi denetlemek gerekiyor. Her uzman sahip olduğunuz mala sizin kadar özen gösteremez. Yapılan her işin sonrasında umulmayan başka sorunlar doğabilir. Hemen yola çıkmadan önce yapılan bakım onarımlar bence risk unsuru. Bir süre öncesinde yapmakta yarar var.

İzlenecek yayınlar, Alınacak teknenin araştırılması, Tekne satın alma işlemleri

İZLENECEK YAYINLAR
Bence bu hobinin olmazsa olmazı “Yelken Dünyası”. Diğer yayınları da izlemeniz önemli. Reklama ayırdığı sınırlı yer, yazıların amatörler tarafından samimi şekilde kaleme alınması, teknik konularda sürekli bilgi aktarımı, Yelken Dünyası’nın yerini ayrı kılıyor. Naviga ve Yacht dergileri daha çok reklam içerse ve daha çok reklam içerikli haber yapsalar da onları da ihmal etmemek gerekli. İnternet’te yayın yapan siteleri de bulmak ve izlemeyi unutmayalım. Yabancı dili olanlar için seçenek çok daha fazla, tarife gerek yok.

ALINACAK TEKNENİN ARAŞTIRILMASI
Orsa Eğitim’de pratik eğitimler sırasında eğitmen dostlarımızla bol bol sohbet etme fırsatımız oldu. Her konuda bizi aydınlattılar, her sorumuza sıkılmadan yanıt verdiler. Sohbet eğitim sonrasında internet ortamında da sürdü. Araştırıp bulduğum hemen her tekneyi Kaan Erdem’le paylaştım ve fikrini aldım. Sonunda bir teknede birlikte karar kıldık ve fazla zaman yitirmeden satın aldım.
Satın aldığım tekne bir aracının portföyündeydi ve satın aldığım için de % 10’a yakın bir komisyon istediler. Biraz pazarlıktan sonra uygun bir tutarda anlaştık. Dışarıdan bakıldığında işler bu şekilde yürüyorsa da biraz bu çevreye girince aracılara bu şekilde bedeller ödemeye gerek kalmıyor. Bir şekilde marinalara, barınaklara, çekek yerlerine girmek, varsa satılık tabelalarına bakmak gerekiyor. Tekne sahipleri ile tanışıldığında çevrelerindeki satılık tekneleri gösteriyorlar. Hemen her tekne ve her teknenin sahibiyle tanışmak gerek. Bu ortamda herkes bir süre sonra biribirini tanıyor zaten. Beğendiğiniz teknenin sahibi belki bir süre sonra teknesini satmaya karar verebilir. Hatta çok istekliyseniz tekneye talip olduğunuzu söyleyerek süreci siz başlatabilirsiniz.

TEKNE SATIN ALMA İŞLEMLERİ
Bu iş öncelikle noter huzurunda yapılıyor. Gerekli belgelerle noterde imzalar atılarak tekne el değiştirebiliyor. Sonrasında bu satış belgesiyle teknenin kayıtlı olduğu kuruma başvurularak satışın tescili isteniyor. Yeni sahibi adına belgeler çıkarılıyor. Bu işi zamanı olan herkes yapabilir. Bir işlemciye bedel ödemek zorunda değilsiniz. Ödeyecekseniz de çeşitli işlemcilerden fiyat alın, karşılaştırın hatta sıkı pazarlık edin.

Merak, Eğitim ve Teknenin edinilmesi

MERAK
Denize merak salanların genel özellikleri birbirine benzer olsa gerek. Bunlardan biri de merak. Merak olmadan bu konuya giriş, kendini geliştirmek, ilgiyi sürdürmek pek mümkün değil. Benim de merakım yıllar önce “Yelken Dünyası” dergisiyle başladı. Hiç ilgim yokken birden kendimi her ay bu dergiyi alır ve okurken buldum. O zaman daha çok gezilen görülen yerler, yenilen içilen yemekler hakkındaki yazılar ilgimi çekiyordu. Doğal olarak bir tekne sahibi veya kullanıcısı olmadığım için teknik konular, motor bakımı, osmos ve benzeri konulara hiç girmiyordum. Tekne kullanıcısı olduktan sonra da gezi yazıları ikinci plana atılıp öncelik teknik konuların oldu. Elbet bununla da kalınmayıp, işin içine giren internetin kolaylıklarından haberleşme grupları her gün düzenli izlenir hale geldiler.

EĞİTİM
Sonra bir gün İstanbul Yelken Kulübü’nün kurs ilanına başvurup birkaç ders teorik bir ders de pratik eğitim alma şansım oldu. O zamanki şekliyle pratik eğitim, eğitimden çok tanıtım ile sınırlı kalıyordu. Bir süre sonra bu kez Orsa Eğitim’in ilanına başvurup hem güzel bir teorik ve hem de doyurucu bir pratik eğitim alma şansım oldu. Altı gün boyunca 9,5-12,00 m. Boyunda teknelerle, 2 eğitmen, 4-5 öğrenci yarım günlük pratik eğitimler yaptık. Yalnızca eğitim değil eğitmenlerle de tanışmak denizci dostlarla olmak artık bu işe net olarak başlamamı sağladı. O kurs sonrasında kesin olarak karar verdiğim tekne edinme sürecime sağolsun Kaan Erdem usanmadan destek verdi. Katıldığım kurs bir başlangıç kursuydu. Devamındaki ileri seviyelere katılmadım. Bunlar genelde birkaç günü kapsayan daha uzun seyirlerden oluşuyordu. Edindiğim tekneyle çoğunlukla tek başına seyir yapıyor olmam deneyimlerimi hızla artırdığı için ayrı bir eğitime gerek duymadım.

TEKNENİN EDİNİLMESİ
Sonuçta artık benim de bir teknem vardı. Ondan sonraki süreç apayrı bir öğrenme ve deneme dönemini kapsıyor. Hiç bitmeyecek, sürecek ve artarak sürecek merak ve deneme süresi. Çoğunlukla tek başıma seyir yaptım. Pek çok denizci bunun olmaması gerektiğini söyler, doğrudur da. Durumum yalnızca buna elverince çaresiz günübirlik yakın seyirleri tek başıma yaptım. Daha sonra dünyayı tek başına gezen pek çok denizci’nin öyküsünü okuyunca bunun pek de sorun olmadığına karar verdim. Elbet teknede tek başına olunduğunda pek çok risk insanın başına olduğundan daha da fazla dert açacaktır. Bunu unutmamak gerekir. Hatta sizin dışınızda denizci olmayanlarla bile seyir yapacaksanız başlangıçta tekneyi kısaca tanıtmanız, risklerden ve çözümlerinden kısaca bahsetmeniz gerekli.

Ben nasıl başladım?


Dışarıda, uzmanların tahminini doğrulayan karla karışık yağmur ve düşen ısı tam formunda. Hızla esen rüzgarın alüminyum direkler, ıstralya, çarmık telleri ve mandarlar vasıtasıyla yaptığı müziğe, teypte çalmakta olan Nathalie Cole ve Ray Charles’ın sesi eşlik ediyor. Ortalama 20 knot esen rüzgar sağnaklarda 45’lere ulaşıyor.


İki resistansı kırmızı ışık vererek içeriyi ısıtan elektrikli sobayla üzerindeki demlikteki çayı hazırlayan elektrik ocağı da biribirleriyle uyum içindeler. Pirinç çerçeveli termometre ısıyı 22 derece dolayında gösteriyor. İdeal ortam ısısı! Sağnakların etkisiyle tekne sancağa zaman zaman yalpalasa da kucağımda tuttuğum kağıda bunları yazmama asla engel değil. Hatta yukarıda özetlediklerim beni bu satırları yazmaya itiyor.

Bugün satın aldığım Yelken Dünyası dergisini okumayı henüz tamamladım. Az ileriden başlayarak, on milyondan fazla insan, bu şehri fazlasıyla hareketlendirmiş durumda. O çılgın kalabalığın hemen yanıbaşında, sınırında ama içinde değilim. Burada geçirebildiğim saatler benim için birer pırlanta değerinde. Tek taşımı nasıl yaptım?

Uzun yıllardan bu yana, yani denizcilik dünyasına girmeden bile her ay Yelken Dünyası dergisini alır olmuştum. İçindeyken, dışına çıkabilme ihtimalini fark ettiğim için, çekilmez şehir yaşamının, aylık düzenli bir eylemi haline gelmişti; Yelken Dünyası’nı satın almak ve tümünü büyük bir keyifle okumak, bitirmek ve sonraki sayısını beklemek. Bugün de yayımlanmakta olan diğer denizcilik dergileriyle karşılaştırıldığında farklı karakteriyle vazgeçilemeyecek bir çalışma Yelken Dünyası. Amatör, kollektif ruhu, belirli uzunlukta tutulmuş yazıları, verdiği bilgiler, onun ayrı bir tutku olmasını ve insanları denize çekmesini sağlıyor. Son yıllarda yayımlanmaya başlayan diğer dergilerimiz de ayrı birer zenginlik. Tümünün yeni denizcileri yüreklendirecek olması da ayrı mutluluk.

Teknemi aldığımda Yelken Dünyası yayımlanıyordu yalnızca. Burada olmamı sağlayan etkenlerden ilkiydi. O zamanlar henüz denizci olmadığım için gezi ve anı yazılarını daha dikkatli okurdum. Hepimizi onlar çekmedi mi? Sadun Boro’nun “Pupa Yelken” kitabı, Atasoy’ların “Uzaklar” belgeseli. Sağ olsunlar, var olsunlar. Tekne alıp amatör denizci olduktan sonra da okurluğum artarak sürdü. Ancak bu kez teknik bilgi ve deneyimler öne geçmeye başladı ister istemez.


Yeni yaşama geçen diğer dergilere, gelişen teknoloji, internet ve oradaki haber grupları’nı ekledi. Üye olunan çok sayıdaki gruptan gelen mesajlar, artık her gün ayrı bir klasörde birikerek, soluk soluğa izleniyor. Diğer ilgi alanlarım nedeniyle üye olduğum ve kısa sürede düzeysiz mesajlar nedeniyle terk ettiğim grupların tersine, her günün sonunda iyi ki var dedirten bir olanak. On milyondan fazla insanın yaşanmaz duruma getirdiği halde yaşamak için her gün kendini paraladığı bu “dünya güzeli” kentin, adam gibi yalnızca iki marinası, toplamda birkaç bin teknesi olunca, bunların arasına girebilen biri olmak da beni ayrıca mutlu ediyor.

Bu güne gelmemi sağlayan diğer bir etken de elbette bu işin başlangıç eğitimini almak oldu. Önce bir “kültür” olarak tanımak istediğim yelkenciliğin eğitimine bir klüp çatısı altında katıldım. Sonra bir özel kuruluşun ağırlıklı pratik eğitimleriyle bu işe girme kararını kesin olarak verdim. Bu eğitimi aldığım dostlarım sağ olsunlar, ilk teknemi alma kararını vermemde hiç bıkmadan usanmadan destek vererek yol gösterdiler. Birkaç aylık bir araştırma sonrasında 6,5 m. Boyundaki yelkenli fiber gezi teknemi aldım.


Dahası, onun önceki sahibinin marina’da bağlamış olduğu yeri de benimseyerek kiralamayı sürdürdüm. Sonuç olarak kentin en değerli koyunda, ….. m² de olsa kapalı alan (kamara) ve … m² balkonu (havuzluk) için ekonomik bir kira sayılır. Artık en azından oturup kitap ve dergilerimi okuyabileceğim, bir şeyler pişirip yiyebileceğim, dostlarımla birkaç kadeh içebileceğim, güneşlenebileceğim, yatıp uyuyabileceğim yüzen bir evim var artık. Hiç denize çıkmadığı halde marinadaki teknesinde uzun zaman geçiren “marina denizcileri”ni çok iyi anlıyorum.

Bununla bitmiyor elbet girdiğim dünya. Aynı eğilim ve düşüncede onlarca insan. Diğer tekne sahipleri, komşularım, dostlarım. Dergide veya internet haber gruplarında yazanlar. Herkes birbirine yardımcı, ilgili. Kimseden eli boş dönülmüyor. Her soruya bıkmadan, usanmadan yanıt arıyor, veriyorlar.

Yukarıdaki satırlardan, yalnızca “marina denizciliği”ni övdüğüm, önerdiğim sanılmasın. Bu kadarıyla bile denizcilik bunca kalabalık bir kentte bile yaşamayı dayanılabilir hale getiriyor. Peki bir de bağlı olduğunuz pontondan palamarları çözerek ayrılmak ve sonrası?

Nasıl Denizci Olurum?

Üyesi olduğum haber gruplarında en çok sorulan soru: nasıl bir tekne almalıyım? Daha önce bu konuda hiç bir bilgisi, deneyimi olmayan insanlar, denize heveslenip, nasıl adım atacaklarını bilemeyen kişiler. Ülkemizde amatör denizcilik çok az gelişmiş durumda. Amatör tekne ve denizci sayısı çok az. Bununla birlikte kitapçı raflarında bu konudaki yayınlar birer ikişer artıyor. İnternet daha kolay ve yaygın olduğu için burada böyle bir deneme yapmak istedim. Umarım daha çok sayıda insanı denizle buluşturur. Sevgilerimle,